Merhaba, ben Haydar.
Umarım yeniden görüşürüz.
Hoşça kalın.
.
İlgili Gönderiler:
Stanley Kubrick’in Graflex makinesinden ve fotoğraf tutkusundan daha önce de bahsetmiştim. Aşağıdaki set ise, Kubrick’in metro yolcularını konu alarak çektiği fotoğraflardan (LOOK dergisi, New York) örnekler içeriyor.
Metro yolcularını doğal halleriyle yakalamak için iki hafta boyunca genellikle gece on ikiden sabah altıya kadar zamanını metroda geçiren Kubrick, hareket halinde yaşanan sallantı yüzünden fotoğraflarını çekmek için durakları beklemek zorunda kalıyor, çoğu zaman da makinesinin önünden biri geçtiği için -yahut fotoğrafını çekeceği kişi durakta indiği için- başarısız oluyordu.
Fotoğraflarında doğal ışık kullanan Kubrick, bir röportajında bunun nedenini “Metronun doğal atmosferini korumak için doğal ışık kullandım” şeklinde açıklamıştı.
Bağlantılar:
.
İlgili Gönderiler:
- Haşim’in Tespiti ve Nina’nın Son Yanıtı (#4)
Nina’yı tanıyor musunuz, bilmiyorum.
Erkeği hayal kurdukça işten güçten bahseden, teklif edilen onca güzelliği endişeli ve aptalca bir surat ifadesiyle reddetip erkeğinin tüm neşesini kaçıran Nina’dan bahsediyorum. Kastettiğim Nina’yı tanımıyorsanız dahi, Nina’nın bir benzeriyle tanıştığınıza bahse girerim. Siz de benim gibi Nina’nın neden bu denli sevimsiz bir canlıya dönüştüğünü düşünüyorsanız, bir soruyu not düşmeden bu konuyu kapatmamak gerektiği bahsinde bana hak vereceksiniz.
Nina neden bu hale geldi?
Öncelikle, Nina’nın bahsettiğimiz ruh karmaşalarını yaşamasının nedeninin genetik olmadığını kabul etmeliyiz. Her genç kız gibi Nina’nın da uçsuz bucaksız hayallerle dolu bir dönemi geride bıraktığı varsayımı ile sorgulamaya başlarsak, bu güzel kadının üç beş yıl içinde tüm enerjisini yitirmesinin, harikulade teklifleri umutsuz bir ruh halinin dışa vurumuyla reddetmesinin nedeninin genetiğe bağlanamayacağı sonucuna varabiliriz.
O vakit, hayalperest Nina’yı yıllar içinde bu donuk kadına dönüştüren nedir, kimdir?
İtiraf edeyim, ben bu sorunun cevabını uzun yıllar önce öğrenmiştim, bu cevabın sizinle de paylaşılmasının uygun olacağını düşünüyorum. Nina’nın yıllarca kendisiyle ilgilenmesini, onu sevmesini ve her türlü nazına da katlanmasını isteyen ve yıllar sonra bir gün Nina –haliyle- yorulduğunu hissettiğinde bir anda bambaşka bir kadına dönüşmesini kabullenemeyen ve fakat genç Nina’yı olgun Nina’ya dönüştürenin de kendisi olduğunu anlayamayan, en sonunda Nina’ya “Peki, işim n’olacak” sorusunu sorduran, dolayısıyla Nina’yı bu hale getiren kişi Faik Bey’dir.
“Faik Bey, sevilmek için sevenlerdendi. İsterdi ki, kadın ona, gözleri ve dudakları ateş içinde, dizlerinin üstünde sürüne sürüne gelsin. Ufacık bir gurur, ufacık bir mukavemet onun bütün gayretini kırardı. Seniha ile işte böyle oldu. Vakıa bu genç kızda hiç mukavemet niyeti yoktu. Fakat, vücudunda genç kızlığın bütün vahşeti ve toyluğu vardı. Mütemadiyen kaçmak, kovalanmak istiyordu. Faik Bey ise bu mütemadi kovalamaya hiç gelemezdi.
…
Faik Beyle yan yana yürüdükleri yolun her merhalesinde: Daha ileriye, daha ileriye! diye haykırmak istiyordu. Lakin, Faik Bey, daha ileriye gitmenin lüzumuna kani değildi. Bahusus, Seniha ile münasebetlerinin şairane tarafını hiç sevmiyordu; genç kızın coşkunluklarını vahşi ve zarafete aykırı buluyordu. Bazı kimselere hayattaki manevra, gülünç ve kaba görünür; taşkın hareketler, ağlamalar, haykırmalar, bir ideale doğru soluk soluğa koşmalar bu kimseler için ya cinnet, ya avanaklıktır. Faik Bey de bunlardan biriydi. Bu genç adam, kendi hayatının ne kadardüzme, kendi ruhunun ne kadar iğreti olduğunu hiç düşünmeyerek Seniha'yı fena halde suni buluyordu.”
Bağlantılar:
.
- Tarkovski’nin Seçimi – On Film
Andrey Tarkovski’nin 1972 yılında film listesi oluşturmasından yirmi iki yıl sonra, Ingmar Bergman da Göteborg Film Festivali'nin (Filmkonst, 1994) broşüründe yayımlanacak bir başka liste oluşturdu. Fakat bu listede herhangi bir numaralandırma yoktu ve liste on bir filmden oluşuyordu.
.
Sunset Boulevard The Circus Körkarlen
.
La Strada Die Bleierne Zeit La Passion de Jeanne d’Arc
.
Le Quai Des Brumes Dyrygent Kvarteret Korpen
.
İlgili Gönderiler:
- Paris Ressamları #2 - Antoine Blanchard
- Paris Ressamları #1 - Édouard Leon Cortès
Bağlantılar:
- Kaynak Galeri (Rehs)
.
İlgili Gönderiler:
Çeşitli filmlerden alınan kısa parçalara Türkçe alt yazı ekleyerek yayımlayacağım diyaloglardan ilki, Ingmar Bergman’ın Yedinci Mühür filminin ünlü açılış sahnesi:
.
İlgili Gönderiler:
- Van Gogh: The Letters with Sketches
Below are sketches of Vincent Van Gogh, which he included in his letters to his brother, Theo.
Orchard in blossom with two figures: spring To Theo van Gogh. The Hague, Sunday, 8/10/1882
Just to complete the seasons, I’m sending a scratch of spring and one of autumn with it, which I thought of while making the first. How beautiful it is outdoors — I’m doing my best to capture autumnal effects. I’m writing to you in great haste, I assure you that there’s a lot involved in compositions with figures, and I’m very busy. It’s like weaving: you have to give it all your attention to keep the threads apart; you must control and keep an eye on several things at once.
Café Au Charbonnage To Theo van Gogh. Laken, 13 – 15 - 16 November 1878
That little drawing, ‘The Au charbonnage café’ is really nothing special, but the reason I couldn’t help making it is because one sees so many coalmen, and they really are a remarkable people. This little house is not far from Trekweg, it’s actually a simple inn right next to the big workplace where the workers come in their free time to eat their bread and drink a glass of beer.
Back during my time in England I applied for a position as an evangelist among the coal-miners, but they brushed my request aside and said I had to be at least 25 years old. You surely know that one of the root or fundamental truths, not only of the gospel but of the entire Bible, is ‘the light that dawns in the darkness’. From darkness to Light. Well then, who will most certainly need it, who will have an ear to hear it?
The Bedroom To Theo van Gogh. Arles, Tuesday, 16 October 1888
"At last I’m sending you a little croquis to give you at least an idea of the direction the work is taking. Because today I’ve gone back to it. My eyes are still tired, but anyway I had a new idea in mind, and here’s the croquis of it. No. 30 canvas once again. This time it’s simply my bedroom, but the colour has to do the job here, and through its being simplified by giving a grander style to things, to be suggestive here of rest or of sleep in general.
In short, looking at the painting should rest the mind, or rather, the imagination.
The walls are of a pale violet. The floor — is of red tiles.
The bedstead and the chairs are fresh butter yellow.
The sheet and the pillows very bright lemon green.
The bedspread scarlet red.
The window green.
The dressing table orange, the basin blue.
The doors lilac.
And that’s all — nothing in this bedroom, with its shutters closed.
The solidity of the furniture should also now express unshakeable repose.
Portraits on the wall, and a mirror and a hand-towel and some clothes.
The frame — as there’s no white in the painting — will be white.
This to take my revenge for the enforced rest that I was obliged to take.
I’ll work on it again all day tomorrow, but you can see how simple the idea is. The shadows and cast shadows are removed; it’s coloured in flat, plain tints like Japanese prints."
:
Bağlantılar:
.
Alt-Wiener Tanzweisen, büyük kemancı Friedrich (Fritz) Kreisler’in keman ve piyano için yazdığı bir üçlemedir.
Aşağıdaki üç video, üç büyük üstat tarafından icra edilen bu eserleri (sırasıyla) içermektedir. İlk videoda Leonid Kogan’ı (Liebesfreud), ikinci videoda David Oyştrah’ı (Liebesleid), üçüncü videoda ise Mişa Elman’ı (Güzel Rozmarin) izleyeceksiniz.
Toplam sekiz buçuk dakika süren bu harikulade üçlemeyi, dingin olduğunuzu hissettiğiniz bir anda dinlemenizi tavsiye ediyorum. Özellikle Oyştrah’ın 1936 tarihli Liebesleid yorumunun, olağanüstü zarafetiyle her açıdan muhteşem bir kayıt olduğunu belirtmeliyim.
.
Stanley Kubrick, bir Anthony Burgess eseri olan Otomatik Portakal’ı sinemaya uyarladıktan sonra, Burgees’tan hakkında bir biyografik film oluşturacağı Napolyon Bonapart için Beethoven’dan esinlenilmiş bir senaryo yazmasını istedi. (Kubrick başka bir vakitte bu film için, yapılmış en iyi film olacağını umduğunu söylemiştir.)
Burgess, 1972 Haziran’ında taslağının ilk bölümünü Kubrick’e ulaştırdı ve reddedildi. Kubrick yazarın senaryosunu reddedetme nedenini, Türkçeye çevirdiğim aşağıdaki mektubunda açıklıyordu.
Burgess daha sonra bu senaryoyu kullanarak ve Beethoven’ın Napolyon’a ithafen yarattığı Eroica’nın yapısını örnek alarak yazdığı eseri, Napolyon Senfonisi ismiyle yayımladı.
Sevgili Anthony,
Benim açımdan gerçekleştirilmesinin olduğu kadar senin için de okunmasının çok zor olduğu bir görev olan bu mektubu nasıl yazacağımı bilmediğimi söyleyerek başlamalıyım.
Sen çok parlak ve başarılı bir yazarsın ve ben senin öyle büyük bir hayranınım ki, Napolyon Senfonisi’nin neden bu denli harika olduğunun sebeplerini sıralayıp sana büyüklük taslayamam. Fakat aynı zamanda, seninle olan arkadaşlığımızın devam edeceğini umarak, taslağının Napolyon’un hayatı hakkında bir film yapmam için bana yardımcı olacak bir çalışma olmadığını söylemeliyim. Taslağın kaydadeğer başarılı noktaları olmasına rağmen, bana göre, iki önemli soruna da çözüm getirmiyor: Tarihi ve karakteri önemsizleştirmeden iyi bir öykü oluşturmak (ve olası zaman sekanslarının yeniden yapılandırılması) ve tarihsel bir gerçek veya basitçe farkedilebilen bir açıklama tarafından engellenmeksizin gerçekçi bir diyalog sağlamak.
Mektubun içeriğinin ikimiz için de daha memnun edici ve faydalı olmadığı için çok üzgünüm ve tüm bunları söyledikten sonra, bunu denediğin için sana sadece teşekkür edebilirim ve sanatçı kişiliğine duyduğum hayranlığımı ve saygımı ve şahsiyetine olan samimiyetimi ve arkadaşlığımı kabul etmeye devam edeceğini umuyorum.
Saygılarımla
Stanley
Bağlantılar:
.
- Christina’nın Dünyası’nın Kısa Bir Açıklaması
Christina’nın Dünyası vasıtasıyla değindiğim Amerikalı ressam Andrew Wyeth için yaz aylarını geçirdiği Cushing kasabasındaki Olson ailesi dışında bir başka önemli aile de, ressamın doğduğu ve öldüğü yer olan Chadds Ford kasabasındaki Kuernerlerdir.
Wyeth’ın önem arz eden birçok eserinin konusu Kuerner Çiftliği yahut Kuerner ailesinin fertleridir. Brandywine Savaşı’nın gerçekleştiği alana yakın bir bölgede olan Kuerner Farm, ABD tarafından verilen National Historic Landmark (Ulusal Tarihi Öneme Sahip Eser) ünvanıyla varlığını korumaktadır.
Andrew Wyeth için, kırk yıldan uzun bir süre boyunca konu edindiği Kuernerler büyük önem taşımaktadır. Wyeth bu çiftlik için, “Resmedilmeye uygun bir yer olduğunu düşünmedim. Beni salt duygusal ve soyutsal yönüyle heyecanlandırdı.” demiştir.
Aşağıdaki albüm, ressamın Kuernerleri konu edindiği birçok eserinden seçmeleri içermektedir.
Videoda ise, çiftliğin tur rehberinin sesi eşliğinde, Wyeth’ın konu edindiği birkaç köşenin var olan durumunu görebilirsiniz.
Watch Kuerner Farm Wyeth on PBS. See more from Experience.
Bağlantılar:
- Resim önizlemelerinin kaynağı
.