26 Şubat, 2013

Alt-Wiener Tanzweisen


  Alt-Wiener Tanzweisen, büyük kemancı Friedrich (Fritz) Kreisler’in keman ve piyano için yazdığı bir üçlemedir.

  • Liebesfreud (Aşk Sevinci)
  • Liebesleid (Aşk Acısı)
  • Schön Rosmarin (Güzel Rozmarin)

  Aşağıdaki üç video, üç büyük üstat tarafından icra edilen bu eserleri (sırasıyla) içermektedir. İlk videoda Leonid Kogan’ı (Liebesfreud), ikinci videoda David Oyştrah’ı (Liebesleid), üçüncü videoda ise Mişa Elman’ı (Güzel Rozmarin) izleyeceksiniz.

  Toplam sekiz buçuk dakika süren bu harikulade üçlemeyi, dingin olduğunuzu hissettiğiniz bir anda dinlemenizi tavsiye ediyorum. Özellikle Oyştrah’ın 1936 tarihli Liebesleid yorumunun, olağanüstü zarafetiyle her açıdan muhteşem bir kayıt olduğunu belirtmeliyim.

 

.

23 Şubat, 2013

Kubrick, Burgess ve Napolyon


  Stanley Kubrick, bir Anthony Burgess eseri olan Otomatik Portakal’ı sinemaya uyarladıktan sonra, Burgees’tan hakkında bir biyografik film oluşturacağı Napolyon Bonapart için Beethoven’dan esinlenilmiş bir senaryo yazmasını istedi. (Kubrick başka bir vakitte bu film için, yapılmış en iyi film olacağını umduğunu söylemiştir.)

  Burgess, 1972 Haziran’ında taslağının ilk bölümünü Kubrick’e ulaştırdı ve reddedildi. Kubrick yazarın senaryosunu reddedetme nedenini, Türkçeye çevirdiğim aşağıdaki mektubunda açıklıyordu.

  Burgess daha sonra bu senaryoyu kullanarak ve Beethoven’ın Napolyon’a ithafen yarattığı Eroica’nın yapısını örnek alarak yazdığı eseri, Napolyon Senfonisi ismiyle yayımladı.

 

  Sevgili Anthony,

  Benim açımdan gerçekleştirilmesinin olduğu kadar senin için de okunmasının çok zor olduğu bir görev olan bu mektubu nasıl yazacağımı bilmediğimi söyleyerek başlamalıyım.

  Sen çok parlak ve başarılı bir yazarsın ve ben senin öyle büyük bir hayranınım ki, Napolyon Senfonisi’nin neden bu denli harika olduğunun sebeplerini sıralayıp sana büyüklük taslayamam. Fakat aynı zamanda, seninle olan arkadaşlığımızın devam edeceğini umarak, taslağının Napolyon’un hayatı hakkında bir film yapmam için bana yardımcı olacak bir çalışma olmadığını söylemeliyim. Taslağın kaydadeğer başarılı noktaları olmasına rağmen, bana göre, iki önemli soruna da çözüm getirmiyor: Tarihi ve karakteri önemsizleştirmeden iyi bir öykü oluşturmak (ve olası zaman sekanslarının yeniden yapılandırılması) ve tarihsel bir gerçek veya basitçe farkedilebilen bir açıklama tarafından engellenmeksizin gerçekçi bir diyalog sağlamak.

  Mektubun içeriğinin ikimiz için de daha memnun edici ve faydalı olmadığı için çok üzgünüm ve tüm bunları söyledikten sonra, bunu denediğin için sana sadece teşekkür edebilirim ve sanatçı kişiliğine duyduğum hayranlığımı ve saygımı ve şahsiyetine olan samimiyetimi ve arkadaşlığımı kabul etmeye devam edeceğini umuyorum.

  Saygılarımla

  Stanley

 

   Bağlantılar:

- Mektubun Kaynağı

.

10 Şubat, 2013

Kuerner Çiftliği


  İlgili Gönderiler:

- Christina’nın Dünyası’nın Kısa Bir Açıklaması


 

  Christina’nın Dünyası vasıtasıyla değindiğim Amerikalı ressam Andrew Wyeth için yaz aylarını geçirdiği Cushing kasabasındaki Olson ailesi dışında bir başka önemli aile de, ressamın doğduğu ve öldüğü yer olan Chadds Ford kasabasındaki Kuernerlerdir.

  Wyeth’ın önem arz eden birçok eserinin konusu Kuerner Çiftliği yahut Kuerner ailesinin fertleridir. Brandywine Savaşı’nın gerçekleştiği alana yakın bir bölgede olan Kuerner Farm, ABD tarafından verilen National Historic Landmark (Ulusal Tarihi Öneme Sahip Eser) ünvanıyla varlığını korumaktadır.


  Andrew Wyeth için, kırk yıldan uzun bir süre boyunca konu edindiği Kuernerler büyük önem taşımaktadır. Wyeth bu çiftlik için, “Resmedilmeye uygun bir yer olduğunu düşünmedim. Beni salt duygusal ve soyutsal yönüyle heyecanlandırdı.” demiştir.

  Aşağıdaki albüm, ressamın Kuernerleri konu edindiği birçok eserinden seçmeleri içermektedir.

 

 

  Videoda ise, çiftliğin tur rehberinin sesi eşliğinde, Wyeth’ın konu edindiği birkaç köşenin var olan durumunu görebilirsiniz.

 

Watch Kuerner Farm Wyeth on PBS. See more from Experience.

 

   Bağlantılar:

- Resim önizlemelerinin kaynağı

.

04 Şubat, 2013

Mutluluk Nedir? ~ “Ladri di Biciclette”


  Bazen bir filmin, melodinin ya da şiirin kendi dalında önemli bir eser olduğunuzu bilmenize rağmen sizin için bir şeyler ifade etmediğinizi düşünürsünüz. Çoğu örnekte bunu kişinin kendi kavrayış eksikliğine yormak gerekir. Çeşit çeşit eserin kişiye hitap etmesini sağlayabilmek, o kişinin esere ve hayata olan kavrayışını geliştirmesiyle mümkündür. Bu da, daha çok okumak, daha ‘güzel’ uğraşlara zaman ayırmakla mümkündür. Ayrıca bu kavrayışın yaşlandıkça (salt yaşamanın getirisi olarak) artacağını iddia eden birini de tamamen reddetmem de mümkün olmayacaktır.

  Tabii ki esere karşı hissiyatsız olma hali, her durumda kişinin eksikliği değildir. Bir eser tüm insanlığın ortak manevi değerlerine seslense dahi, kişinin o duyguya bağlı düşüncelerini tetiklemeyebilir.

  Bunun tam aksi örnekler ise zihninizde hiç unutamayacağınız anekdotların oluşmasını sağlar. Hem herkes için önemli ve değerli olduğunu bildiğiniz ve yine de sizden başka kimsenin bilmediği anıları ve hisleri tetikleyen eserler, asıl değerli olanlarıdır.

  Bisiklet Hırsızları önemli bir filmdir. Bunu belirtmeme rağmen yine de benim için neden bu kadar önemli olduğunu bilemeyeceksiniz.

  Bisiklet Hırsızları baba-oğul ilişkisini en etkileyici biçimde anlatan filmlerden biri, belki de birincisidir. Bunu belirtmeme rağmen yine de benim için bu baba-oğul ilişkisini hangi yönden ele alışı bu ölçüde değerli, bunu bilemeyeceksiniz.

  Bisiklet Hırsızları mutluluğu en çarpıcı haliyle anlatan filmlerden biridir. Bunu belirtmeme rağmen beni hangi yönden tahrik ederek mutluluk hissiyatı veriyor, bunu da bilemeyeceksiniz.

  Hem herkes için önemli olduğunu bildiğiniz ve fakat sizdeki değerinin ölçüsünü ve sebebini kimsenin bilmediği eserler bizim için sahici önem taşırlar.

  Benim için mutluluk, Bisiklet Hırsızları filmindeki yemek sahnesidir. (Nedir?)


  TDK: (isim) - Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, mut (I),ongunluk, kut, saadet, bahtiyarlık, saadetlilik.

 

:

  Bağlantılar:

- Nedir?

.

29 Ocak, 2013

Haşim’in Tespiti ve Nina’nın Son Yanıtı (#4)

  (İlk Yanıt)(İkinci Yanıt)(Üçüncü Yanıt)


  A Propos of the Wet Snow, çeşitli sanat eserlerinin, hoş videoların ve resimlerin paylaşıldığı bir sayfa değildir. Burada okuduğunuz bir pasaj, bir şiir, size o eserin ne güzel olduğunu vurgulamak için gönderilmiş değildir. Bilgisayar yahut mobil bir cihazın ekranı, şiir okumak için uygun bir araç mıdır, bu farklı bir tartışmaya konu edilebilir. Fakat müzik, şiir vb. sanatsal aktiviteler için ihtiyaç duyulan yoğunlaşmayı engelleyecek herhangi bir platform’da o aktivitelerin hiçbir anlam ifade etmeyeceği, üzerine tartışılma gereği hissedilmeyecek bir gerçektir. Bu yüzden monitörünüzün şiir okumak için doğru bir araç olup olmadığıyla ilgili yorum yapmam doğru olmayacaksa da (bu bir tercihtir), A Propos of the Wet Snow’un bu hissiyat yoğunlaşmasını engelleyecek bir platform olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

  Peki bu sayfa şiir okumak, film izlemek, edebi bir yazıyı incelemek için uygunsuz bir mekansa neden bazı gönderilerde şiirler kullanılmaktadır yahut neden kısa filmler paylaşılmaktadır? Bunun nedeni, altı yıl önce oluşturulan bu sayfanın amacıyla örtüşen bir amaçtır:

   “Bir tek kişinin hayatını değiştirmek.”

  İnsanların hayatlarının bir şiirle, bir cümleyle, okudukları bir yazı, dinledikleri bir müzik, göz gezdirdikleri bir resimle değişebileceğine inanıyorum. Bunlardan yalnız bir tanesiyle her şeyin değişeceği kanaatinde değilim. Fakat her şeyin, birkaç anekdotla başladığına inanıyorum, kendim için de böyle gerçekleştiğini düşünüyorum.

  Üç yıl önce başka bir gönderide (bir tartışmanın parçası olarak) amacımı şu cümlelerle ifade etmiştim:

  “Ezra Pound’la tanışmam (hayatımı değiştiren önemli şeylerden biridir bu) nasıl tesadüfen ve beklenmedik şekilde, hiç tanımadığım bir adamın yardımıyla, ufacık bir kıvılcım ile olduysa, aynısını yapmak istiyorum sadece.

  Belki birileri daha önce fark etmedikleri bir şeyle karşılaşırlar ve bu onları etkiler diye düşünüyorum. Birkaç kez de buna aracı olduğumu hissediyorum. Bilmiyorum ama inanıyorum. Geribildirim istemiyorum, inanmak istiyorum. Acaba şu anda bir başka yerde (o yerin de ismini vererek) ne oldu diye düşünürüz ya bazen. Ben de kendimi kandırıyorum, birilerinin yeni şeylerle tanışmasında katkım oldu diyorum. Belki de onların hayatını değiştirecek bir şeylerle.”


   Tüm bunlarla bağlantılı olarak örnek vereceğim Nina’nın Yanıtları, Arthur Rimbaud’nun bir şiiridir. Bu şiiri dörde bölerek yayımlamaya başladım ve ilk üç bölümünü daha önce gönderdim. Alt kısımda da bu şiirin son bölümünü okuyacaksınız. Daha önce bu sayfada bu şiire belki rast geldiniz belki de gelmediniz. Ancak bahsettiğim gibi amacım ne size böyle güzel bir şiirin olduğunu vurgulamaktı, ne de edebi bir eseri övmekti. Amacım her zaman olduğu gibi bir kişiyi, durumu hatırlatmak, vurgulamak ve fark ettirmek için sanat eserini kullanmaktan ibaretti.

  Amacım sadece Nina’ydı. Ahmet Haşim’in de bahis konusu ettiği bir varlığı, var olduğunu bildiğiniz, sizin de tanıdığınız, hayatınızın her aşamasında karşılaştığınız ve ömrünü bir hırs, heves ve hiç uğruna heba eden o kadından söz etmekti. Fakat söz ederken de sadece Nina’nın cevabını kullanarak, üzerine başka hiçbir şey eklemeden bunu yapma yoluna gittim. O yüzden bu şiir, sadece edebi bir eserin paylaşımı olarak görülmüş olabilir şu ana kadar. Şiirin bu son bölümünde ise amacımın bu olmadığını, bu sefer şiir üzerine bir şeyler söyleyerek ve fakat Haşim’in sözleriyle ifade ederek vurgulayacağım.


 

  Nina’nın Yanıtları (#4)

  Erkek:

-Gözlüğünü, uzun burnunu sokmuş
    İncil’e büyükanne;
Pipoların kıvrım kıvrım yükselen
    Dumanları içinde

Kurşun kaplama ve köpükler taşan
    Bira bardağı;
Hapur hupur, anında jambonları
    Yalayıp yutan

Gövdeye indiren dumanlı, korkunç
    Koca dudaklar;
Yatakları, yüklüğü aydınlatan
    Ocaktaki harlı ateş.

Kalçaları dolgun, yağlı ve parlak
    Tombul bir oğlan çocuğu
Çömelmiş sokuyor taslara ak
    Çenesini, burnunu

Ve bir sığır burnu homurdanarak
    Tatlı tatlı
Yalıyor küçük tombulun yuvarlak
    Yüzünü, yanaklarını…

(İskemlesinin yanında kara, haşin
    Korkunç bir gölge:
Közlerin önünde ip eğiren
    Yaşlı bir kadın;)

Yansırken kül rengi pencerelerde
    Sarı alevler
Sevgilim, o yoksul, küçük evlerde
    Neler göreceğiz neler!..

Kara, körpe leylakların içinde
    Yuvalanmış, küçücük
Bize gülümseyip duran minicik
    Gizli pencere…

Söyle tatlım, de bana, gideceğiz
    Değil mi? Ne hoş olacak
El ele, göğüs göğüse, ikimiz…


  Kız:

- Peki, işim n’olacak?

                               Arthur Rimbaud
                     Türkçesi: Erdoğan Alkan 
           Orijinali:
Les Réparties de Nina

  PASAJ

  Binlerce asırlık erkek medeniyetini anlamak ve benimsemek için işe pek geç koyulan kadın, şimdi müthiş bir gayrete mahkûmdur. Er geç, zihin yorgunluğu, dünya yüzünü saçı vaktinden evvel dökülmüş cascavlak düşünür kadın başlarıyla da dolduracaktır.

  İşte o gün korkunç intiharın, dünyü yüzünden tamamen kalkacağı gündür.

Ahmet Haşim - Bize Göre

.

15 Ocak, 2013

Uffizi Galerisi - Sanal Tur


  Zaman zaman içeriğinden paylaşımlar yaptığım Google Art Project, dünyanın en önemli müzelerinden biri olan ve bir süre önce yayımladığım bir yazıya konu olan Michelangelo’nun bir eserine de (Bacco Adolescente) ev sahipliği yapan Uffizi (Galleria degli Uffizi / Floransa) için sanal tur imkanı sunuyor.

  Müzenin yerleşim planına göre oda değiştirme yöntemi olduğu gibi, yön tuşlarıyla da gezinti yapabilme imkanı sunuluyor.

  Uffizi - Sanal Tur

Uffizi

.

07 Aralık, 2012

David Warren Brubeck


  Dave Brubeck evvelki gün kalp yetmezliği yüzünden doksan iki yaşında öldü. Şubat ayında, Brubeck ile ilgili bir yazı yazmıştım, aynı yazıyı yeniden paylaşmamın uygun olacağını düşündüm.

 

 

 


  Doğaçlama, Brubeck ve Kemancı (Neden Mutlu Değilsiniz?)

  Bobby Mcferrin ve Richard Bona’nın doğaçlama kaydından daha çok ilgimi çeken bir doğaçlama kaydı olup olmadığını düşünsem, bir anda verebileceğim tek cevap Dave Brubeck ile ilgili olacaktır.

  Yazının altındaki video kaydı oldukça eski ve ünlüdür. Moskova Konservatuvar’ındaki performansının sonunda bir Rus melodisi üzerine doğaçlama yapıp yapamayacağı sorulan Dave Brubeck, Ei Ukhnem (The Song of the Volga Boatmen) üzerine bir doğaçlama yapmaya başlamış ve bir süre sonra genç bir adam ona katılmıştır.

  Videoyu izleyince mutlu olacaksınız, buna eminim. Bunun birinci nedeni, caz piyanisti Dave Brubeck’in güzel bir adam olmasıdır. Bazı güzel insanların gülüşleri güzeldir. Bu yüzden çokça düşünmeden, “videoyu izleyince mutlu olacak olmamın ilk sebebi Dave Brubeck’in güzel bir insan olmasıdır” diyebilirsiniz. İkinci neden, harika bir müzik dinleyecek olmanızdır. Üçüncü neden, doğaçlama yapılan bu müziğin doğaçlama katılımcılarla devam ettirilmesidir. Dördüncü ve son neden ise videoda göreceğiniz herkesin mutlu olmasıdır.

  İzleyiciler, sanatçılar, görevliler; hemen hepsi parlak, temiz ve mutludur. Fakat bu videoyu izleyen sizlerin öyle olmadığınızı düşünüyorum, sanıyorum. Sizin, çocuklarınızın, sevgililerinizin, dostlarınızın, annenizin ve babanızın videodaki insanlar kadar temiz, güzel ve mutlu görünmemesinin iki sebebi varsa, bunlardan biri sizin elinizde olmayabilir. Bu ilk sebebi; “o dönem başka bir dönemdir” tespitiyle geçiştirebilirsiniz. “Eskiden insanlar daha mutluymuş” cümlesiyle ifade edebileceğiniz bir açıklama makul görünecektir bu ilk sebep için. Fakat ikinci sebebin sizin elinizde olduğu çok açıktır ve artık maalesef değiştirme imkanınız yoktur. Siz ve aileniz, daha sonraları ‘hayat mücadelesi’ diyerek işin içinden çıkabileceğiniz bir hayatı yaşamışsınızdır, yaşıyorsunuzdur. Bu düşünceye göre, hayatta sevmekten ve sevişmekten, güzel bir içki içmekten ve mutlu bir anı yaşamak için yapılacak fedakarlıklardan, kaybettiğiniz bir insanın mezarında onunla olan anılarınızı hatırlamak için kendinizi zorlamanızdan daha önemli şeyler vardır. Birlik olunca kendinizi güçlü hissetmeniz bir sorun değildir. Sorun, yalnız kalınca kendinizi zayıf hissetmenizdir. Siz, ailenizin bir ferdi, camianızın bir üyesi, iş kolunuzun bir uzantısı ve arkadaş grubunuzun bir üyesisinizdir. Ancak yalnız kaldığınızda –kendinize itiraf etmeseniz de- bir korkaksınızdır. Hayır; okumamış, bir şeyler üzerine düşünmemiş, iyi bir film izlemeyip iyi müzik dinlememiş olmanız mutlu olmanıza ve güzel gülmenize engel değildir. Ancak buna ‘zevkler ve renkler tartışılmaz’ şeklinde bir bahane bulmanız ve kendinizi değiştirmeniz gerektiğine inanmanıza rağmen ölene kadar bunu umursamamış olmanız, güzel gülmenize, mutlu olmanıza ve gözükmenize engeldir.

  ‘Hayat mücadelenize’ devam edin ve üzülmeyin; belki öldükten sonra sizi mutlu edecek bir şeylerle karşılaşırsınız.

 

  Bağlantılar:

- Dave Brubeck

- İlgili Yazılar: 1 - 2

.

03 Kasım, 2012

Yüz Terk Edilmiş Ev


  Her fotoğrafında onlarca düş kurabileceğiniz ve fotoğraflarının her köşesinde binbir çeşit insan ve hayat yaratabileceğiniz bu projenin adı 100 Abandoned Houses. Kevin Bauman’ın, ABD’nin Detroit şehri çevresindeki terk edilmiş evleri konu edinen bu projesi, bir fotoğraftan yahut resimden yeni dünyalar yaratmayı becerebilen hayalperestler için hazine niteliğinde görülebilir.

 

 

  Bağlantılar:

- Projenin Sayfası

02 Ekim, 2012

Kanser Nedir? ~ “Last Minutes With Oden”


  TDK: (isim) - Bir organ veya dokudaki hücrelerin kontrolsüz olarak bölünüp çoğalmasına bağlı olarak yakın dokulara yayılmasıyla veya uzak dokulara sıçramasıyla beliren hastalık, amansız hastalık.

 

 

  Bağlantılar:

- Nedir?
.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
Web Analytics