Bu ardışık yılların ilkinde (‘83) Mustafa Bozdemir aldı bu ödülü, aynı yılki büyük Erzurum-Kars depreminde ölen beş çocuğuna ağıt yakarken görüntülediği (aşağıda) anneyle.
Bu yazı da, World Press Photo’nun verdiği ödülden ziyade, yukarıda bahsettiğim iki fotoğraf ile ortak noktası bu ödül olan bir başka fotoğrafın içeriğindeki kahredici bir bakışa neden olan bir felaketin yıldönümü olmasıyla ilgilidir.
Aralık 1984’te gerçekleşen, Hindistan’ın Madhya Pradesh eyaletinin başkenti Bhopal’deki tarihin en büyük sanayifelaketinden söz ediyorum.
Union Carbide isimli şirketin Bhopal’de bulunan kimyasal madde fabrikasındaki, ilk üç günde 8,000 kişiyi, direkt ve dolaylı etkilerle de 25,000 kişiyi öldürdüğü ve 500,000 kişiyi de yaraladığı tahmin edilen sızıntının etkileri bugün dahi sürmekte.
İşte bu felaketin (başka birçok kaynakta da Bhopal’le iligili yazı ve fotoğraflara rastlamanızın mümkün olduğu) 25. yıl dönümünde, ölüleri gömmeye götüren araçları takip ederken yolda rastladığı, sızıntıdan ölen bir kızın fotoğrafını çekerek (yukarıda) World Press Photo of the Year (1984) ödülünü alan Pablo Bartholomew’in bu sarsıcı fotoğrafı da dahil, birkaç yazı, video ve fotoğrafı da paylaşmak istedim.
Müstear Efendi, uzun zamandır takip ettiğim sitesi Martaval’da önemli bir konuya değinmiş dün. “Ntvmsnbc’den Şikayetim Var” başlıklı bu yazısını okumanızı tavsiye ediyorum. Konunun tartışılması gerektiği hususundaki görüşünü de belirtmiş ki, bence yazıdaki asıl önemli nokta da burası. Yorum bölümünde faydalı ve yapıcı bir görüş alışverişi yapılıyor.
Haber sitelerinden çokça şikayeti olan biri olarak, yazıyı takip etmenizin olumlu olacağını ve bir de bu minvaldeki yazıları, aşağıdaki gibi bir bağlantılar topluluğunda biriktirebileceğimizi düşünüyorum.
*** (Van Gogh’un -artık herkesçe bilinen- mektuplarından (en geniş içeriği bu bağlantıda bulabilirsiniz) birkaç örnek var aşağıda. Birlikte verildikleri resimler ise -orijinallerinde olduğu gibi-, Vincent Van Gogh’un mektupları yazarken yanlarına iliştirdiği çizimlerden ibaret. Buradakinden daha fazla örneği BibliOdyssey adlı sitede bulabilirsiniz.) ***
These are the sketches of Vincent van Gogh, which had been attached to his letters. You can access a larger database –all Van Gogh’s letters to his acquaintances- here in official page. This post has been inspired by BibliOdyssey.
"Well, I hope that the small bench, even if not yet saleable, will show you that I have nothing against tackling subjects with something agreeable or pleasant about them, which are thus more likely to find buyers than things with a more sombre sentiment
I’m adding another to the small bench as a pendant, also a part of the woods. I drew the bench after a larger watercolour that I’m working on in which the tones are deeper, but I don’t know whether I’ll succeed in carrying it out or completing it. The other was done after a painted study.
There’s so much paint around that it has even got onto this letter — I’m working on the big watercolour of the bench. I hope it comes off, but the great problem is to retain detail with deep tone, and clarity is extremely difficult. Adieu again, a handshake in thought, and believe me.”
“Imagine, this week to my great surprise I received a package from home — with a winter coat, warm trousers, and a warm lady’s coat. I was very touched.
The churchyard with the wooden crosses is often on my mind, so I may do some studies for it in advance – I would like to do something like that in the snow – a peasant funeral or the like. In short, an effect like the enclosed scratch of miners. Just to complete the seasons, I’m sending a scratch of spring and one of autumn with it, which I thought of while making the first. (…)
Adieu, and write as soon as you can, and believe me.”
"Here’s a scratch, for example, that I did in that kind of daydream. It shows a gentleman who has had to spend the night at a village inn due to the late arrival of diligence or some such reason. Now he has risen early, and while he orders a glass of brandy for the cold he pays the innkeeper’s wife (a woman with a peasant’s cap). But it’s still very early in the morning, ‘the crack of dawn’, — he must catch the mail-coach — the moon is still shining and the glistening snow can be seen through the window of the taproom — and the objects cast oddly whimsical shadows.
This story is really nothing at all, and the scratch is nothing too, but from one thing and another you’ll perhaps understand what I mean, namely that of late everything had a je ne sais quoi that made one feel like scribbling it down on paper.
In short, the whole of nature is an inexpressibly beautiful Black and White exhibition when there are those snow effects." (…)
“Milyonlarca insanın hayranlığını toplayan, tabloları milyonlarca dolara satılarak rekorlar kıran Hollandalı ressam Vincent Van Gogh, iç dünyasında fırtınalar yaşamış bir sanatçıydı.
37 yaşında intihar eden Van Gogh'un bazı mektupları yeni ortaya çıkarıldı.
Yayıncılar resim dünyasında egemen olan Van Gogh imajını değiştirmeyi, ressamın çektiği iç eziyetlere ışık tutmayı amaçlıyor.” [BBC]
“Geçen hafta sonu 74 yaşında ölen Arjantinli bir folk şarkıcısı Mercedes Sosa, müziğiyle Latin amerika'nın askeri diktatörlüklerine direnişin simgelerinden biriydi.”
BBC böyle tarif etse de onu;
“Artists are not political leaders. The only power they have is to draw people into the theater.”
cümlelerinin sahibi de oydu.
**Sanatçılar, birer siyasi lider değildir. Sahip oldukları tek güç, insanları tiyatroya çekmektir. .
Bach, Beethoven, Şostakoviç şeklinde bir sıralama yapmaya başlamanıza gerek yok. Çünkü bahsi geçenler, çocuk dahiler. Ana haber bültenlerinden aşina olduğumuz klişe tabirle, harika çocuklar.
Doğan Hızlan ilk sırada Mozart’ın olacağını düşünmüş. Ancak “listede Mozart’ın adı bile yok”muş. (Sorunlu bir cümle.) Ben de ilk sırada Resul Balay’ı beklerdim ama umudumu kesmiyorum, listede her an değişiklikler olabilir.
Dergi elimde olmadığı için Hızlan’ın yazısı aracılığıyla alıntı yapacağım -Mozart’ın listede olup olmamasıyla ilgili- iki zıt yorumdan ilki, “Mitridate, re di Ponto” isimli operanın Mozart tarafından 14 yaşında bestelendiği ve bu yüzden listede Mozart’ın olması gerektiği yönünde. Hilary Finch tarafından yapılan bu yoruma kontra yorum ise Stephen Johnson’dan geliyor: “Genç Mozart’ın yazdığı hiçbir şey Mendelssohn’un Octet’iyle karşılaştırılamaz.”
Ayrıca bu manasız anketin sonuçları ise şöyle oluşmuş:
1- Felix Mendelssohn (1809 - 1847) 2- Franz Schubert (1797 - 1828) 3- Erich Korngold (1897 - 1957) 4- Alexander Glazunov (1865 - 1936) 5- Sergey Prokofyef (1891 - 1953) 6- Benjamin Britten (1913 - 1976) 7- Camille Saint - Saens (1835 - 1921) 8- William Crotch (1775 - 1847) 9- Franz Liszt (1811 - 1886) 10- Dimitri Şostakoviç (1906 - 1975)
BBC Music’in internet sitesindeki anketi kontrol ettiğimde, Mozart’ın listeye on birinci kişi olarak dahil olduğunu ve toplam “130 kişinin oy kullandığı bu kıyasıya yarışı” önde götürdüğünü gördüm. Ben de oyumu Şostakoviç lehine kullandım.
Şaka bir yana, The World’s Best-Selling Music Magazine** olmak için bu tip bayağı konuları işlemek gerekiyor sanırım. Müziğin dahi çocukları şeklinde bir yazı dizisi eğlenceli olabilirdi ancak seçilen kişilerin arasında sıralama yapmak kimin haddine düşer, bu konuda tereddütlerim var. Keşke dergi elimde olsaydı da Liszt ile Şostakoviç arasında kim nasıl bir ölçüm yapmış öğrenebilseydim. (Bir de Hızlan’ın yazısının birkaç alıntı ve sıralamadan oluştuğunu görünce şaşırdım. Biraz içi boş mu olmuş ne?)
* Müziğin en büyük dahisi kim? ** Dünyanın en çok satan müzik dergisi .
BBC Türkçe’nin internet sitesinde, içeriğini sürekli takip ettiğim bir bölüm, röportajlar. Gündem, sanat, siyaset ve benzeri başlıklar altında; sıklıkla yenilenen ses kayıtları, BBC’nin kalitesine yakışır nitelikte.
Ara sıra bu sayfayı ziyaret edip; güzel bir Türkçe’yle sorulan sorulara (bazen çevirilere), güzel insanlar tarafından verilen güzel cevapları dinleyebilirsiniz. Ben de hoşuma gidenlerden bazılarının bağlantılarını burada vereceğim.
Yukarıdaki kelimeler söz konusu olduğunda aklıma gelen Thomas S. Eliot, William Blake, William Shakespeare gibi birkaç isimden sonra aklıma gelen ilk şey BBC.
Aralık sonunda 1.0 versiyonu sunulan,eski ismi Radio Player olan 'iPlayer',BBC'nin diğer hizmetleri gibi kaliteli ve sorunsuz. iPlayer'ın beni asıl ilgilendiren kısmı 'Radio 3'. Radio 3 'ü daha önce de dinleyebiliyorduk tabii ki,fakat daha kullanışlı ve göze hitap eden bir arayüzü var iPlayer'ın.
BBC radyoları birkaç kelimeyle açıklanmış etiketlerinde. Radio 3 için bu kelimeler 'Classical,Jazz,World,Arts,Drama' olarak tanımlı resimde de görüldüğü gibi. TRT Radyo 3'teki gibi,sunucunun anonsunu kaçırmamak için kulak kesilmek yerine,'now playing live' başlığı altında,ne çaldığını istediğimiz anda kontrol edebiliriz. 'Kaliteli' müzik dinlemek için doğru adres Radio 3.
iPlayer'i,Yahoo Widgets Engine'de ya da Google Gadgets'te de kullanabiliriz. Ancak o an ne çaldığı bilgisine ulaşamıyoruz maalesef.
Not - Kaliteli : Nitelikli,bir şeye nitelik bakımından üstünlük kazandıran. (TDK Güncel Türkçe Sözlük'ü)