30 Mayıs, 2012

Goldberg Varyasyonları Stüdyo Kaydı, Glenn Gould - ‘81


   İlgili Gönderiler:

- So You Want to Write a Fugue?

- Glenn Gould on Sviatoslav Richter (İngilizce İçerik)



  ‘Klasik müzik tarihinin kayda geçmiş en önemli performanslarından biri Glenn Gould’un 1981 tarihli Goldberg Varyasyonları icrasıdır’, cümlesinde 1981 yılını vurgulamamın nedeni, Gould’un, Bach’ın Goldberg Varyasyonları eserini 1955 ve 1981 yıllarında iki kez kaydetmiş olmasıdır.

  Karşılaştırmak üzere kolayca bulabileceğiniz bu iki kayıttan 1955 tarihli olanı, oldukça coşkulu ve enerjiktir. Aşağıdaki videoda stüdyodaki kaydedilişini gördüğünüz 1981 versiyonu ise daha yavaş, daha ihtiyatlı ve hem Gould’un kendisi hem de dinleyiciler tarafından daha oturaklı bulunmuş olanıdır. Daha da ileri gidersek, önemini yadsıyamayacağımız 1955 kaydı hakkında Gould, çokça eleştirel yaklaşımlarda bulunurken, 1981 kaydı hemen herkes tarafından bir zirve noktası olarak kabul edilmiştir. Videoda -ölümünden bir yıl önce- Gould, 1955’ten farklı olarak her şeye daha hakim olduğu, her dokunuşunu kusursuz yaptığı izlenimini vermekte ve bunu da esere yansıtmaktadır.

  Dinlerken Gould’un sesini de duyabileceğiniz (kaydın kendisinde -CD- çok daha belirgin) aşağıdaki performans için ayıracağınız kırk beş dakika, ölümünüze kadar içinde bulunmuş olduğunuz sanatsal aktivitelerin en önemlilerinden biri olarak kalacaktır.

 

 

   Bağlantılar:

- Bach: The Goldberg Variations

02 Mayıs, 2012

Google Art Project'ten Seçmeler #1 - Dans la Serre


   İlgili Gönderiler:

- Google Art Project


  Lines and Colors, geçtiğimiz ay bahsettiğim Google Art Project’in içeriği ile ilgili güzel bir örnek yakalamış. Edouard Manet’nin Dans la serre tablosunun modellerinden birinin gözleri, Google’ın çevrimiçi sergisinde tüm harikulade detaylarına kadar gözlerimizin önüne seriliyor:

 

Dans la Serre

ScreenClip [2]

ScreenClip [4]

ScreenClip [5]

ScreenClip [6]

ScreenClip [7]

 

   Bağlantılar:

- Lines and Colors

.

01 Mayıs, 2012

Instant Date

 

 

  New York, Central Park’ta rastgele seçilen bir çift için birer kadeh elma şarabı, hafif bir yemek, Carnegie Hall fonu önünde Carnegie Hall müzisyenlerinin vereceği özel konser için iki kişilik bilet ve (videoda anlaşılmasa da) çiftin tüm bunların keyfini çıkarabilmesi için aktiviteler arasında geçirilen uzun aralıklar.


   Bağlantılar:

- Fotoğraflar ve Öykü; Improve Anywhere: Instant Date

13 Nisan, 2012

Arka Pencere


  - Kadınlar artık mızmızlanmıyorlar, tartışıyorlar…

 

  Kayda değer sanat eserlerinin üzerine laf ebeliği yapılmasından ve bu eserlerin birer deneysel çalışma gibi bölünüp parçalanmasından hoşlanmadığımı ifade etmeliyim. Övgü, yergi, eğlence ya da tespit amacıyla eserin bir bölümünün yeniden işlenmesinden, değiştirilmesinden, teknolojik işlemlerden geçirilmesinden yahut eseri –günün şartlarına göre- yeniden yorumlayarak ortaya bir başka eser çıkarılmasından uzak durulması gerektiği kanaatindeyim.

  Böyle düşünmemin önemli bir nedeni, izleyici, dinleyici ve okuyucuya deneysel bir ürün sunmanın sanata ve güzelliğe ters düştüğünü düşünmemdir. Fakat detaylandırmayacağım bu konu, manipülasyondan hoşlanmama nedenlerimin yeganesi değildir. Genellikle bu tip uğraşların -sanata ulaşma anlamında- başarısız ve ruhsuz olmaları, izleyici, dinleyici ve okuyucu olarak beni, çalışmanın henüz ilk aşamasında ortaya konacak üründen soğutmaktadır.

  Arka Pencere başlıklı bu gönderinin amacı ise, tüm bu yazdıklarımı haksız çıkaracak bir örneği ortaya koymaktır.

  Alfred Hitchcock’un Arka Pencere (Rear Window) isimli filmi, büyükçe bir pencereden etrafı gözleyen bir adamın gözünden bazı hikayeleri içerir. Arka Pencere, tespitleriyle, yarattığı karakterlerle, hikayesiyle ve diyaloglarıyla, renkleriyle ve mekanıyla muhteşem bir filmdir.

  Gönderinin bahis mevzusu ise, kısa bir röportajını da okuyabileceğiniz Jeff Desom isimli kişinin Arka Pencere filminin komşuların gözetlendiği sahnelerinin hızlandırılmış (time-lapse) çekim ile After Effects ve Photoshop yazılımları yardımıyla kayıt altına alınmasıdır. Arka Pencere filmini daha önce izlediyseniz, -tüm kötülemelerime ve aksi yöndeki iddialarıma rağmen- türünün güzel bir örneği ve bir manipülasyon olan aşağıdaki üç dakikalık videonun da çok hoşunuza gideceğinin garantisini verebilirim. Filmi henüz izlemediyseniz, aşağıdaki videodan –filmle ilgili herhangi bir ipucu vermemesine rağmen- filmi izledikten sonra haz alacağınızı tahmin ediyorum. Düzenlenmiş bu kaydın müziği ise, bir diğer sanat eserinin düzenlemesinden ibaret: Johannes Brahms – Macar Dansları no. 5

 

 

   Bağlantılar:

- Çalışmanın ana sayfası

.

07 Nisan, 2012

Türk Ölünce


  İlgili Gönderiler:

- İngiliz Ölünce

- Fransız Ölünce

- Alman Ölünce



 

Asaf Halet Çelebi

Karanlığı geçelim
Karanlığı geçelim

Ne uyku ne ölüm
Hem uyku hem ölüm

Düş içime uyu
ve sonsuz büyü
Unut renkleri ve şekilleri
Hepi ve hiçi

 

Edip Cansever

Ölüm
Sen en güzelsin bu saatlerde
Büyütmüş yetiştirmişsin beni
Söyler miyim hiç sana hayran olmasam.

Bugün de ince, bugün de kırıldı kırılacak
Bugün de
Tam nerede kalmışsam.

 


Oktay Rıfat

Koca bir yazı çekirdek içleyerek
sinemalarda geçirdim.
Taban teptim sokaklarda
tırnak yedim uyudum,
denize baktım usanmadan
ölüme inandım,
güzel çok güzel
olduğunu düşünerek.

 

 

Baki

Âlâyiş-i dünyâdan el çekmege niyyet var
Yakında adem dirler bir şehre azîmet var

Bu hâlet ile ey dil sağ olmada âlemde
Derd ü gam-ı dilberle ölmekte letâfet var

 

 

 

Cemal Süreya

Ölüyorum tanrım
Bu da oldu işte,

Her ölüm erken ölümdür
Biliyorum tanrım.

Ama, ayrıca, aldığın şu hayat
Fena değildir…

Üstü kalsın…

 

 

   Bağlantılar:

- Fotoğraflar

.

04 Nisan, 2012

Google Art Project


   İlgili Gönderiler:

- Renoir, Dans Eden Çiftler


  Dance in the Country – Dance in the Country isimli resimdeki kadının ise Renoir için başka anlamlar ifade ettiği anlaşılıyor. Modelin ağzı açık, dişleri gözüküyor ve dudakları yukarıya doğru kavisli. Diğer iki resimden farklı olarak bu kadının mutlu olduğu belirgin. Ressamın, Aline Charigot ismindeki bu kadını mutlu resmetmesinin nedeni, ileride onunla evlenecek olması olabilir mi? Muhtemelen.

                           


  İlgili Gönderiler bölümünde paylaştığım 2010 tarihli yazımdaki merak noktalarından olan “kadının ağzı mı açık, dişleri mi gözüküyor, dudakları ne tarafa bakıyor, mutlu mu mutsuz mu” gibi soruların herhangi bir anlamı kalmadı. Artık Renoir’ın karısının dudaklarına sevgilinizin dudaklarından daha çok yaklaşma imkanınız var ve aşağıdaki resme tıklayarak beni onaylayabilirsiniz.


  Bugünün en güzel ve önemli haberi Google ile ilgili.

  Google’ın, 1 Şubat 2011’de başlattığı çevrimiçi sanat sergisi o dönemde kısıtlı ve değerli bir içeriğe sahipti. 17 koleksiyondan eserlerin bulunduğu bu müthiş proje genişledi ve 155 koleksiyona ulaştı. Oldukça basit bir kullanımı olan Google Art Project, aradığınız esere ulaşmak yahut sadece dolaşmak için sanatçı, ülke ve müze isimlerden oluşmak üzere, üç temel yöntem sunuyor. İstediğiniz sayfayı sol paneldeki menü vasıtasıyla çeşitli sosyal tabanlı sitelerde paylaşabileceğiniz gibi, kişisel galerilerinizi isimlendirip istediğiniz eserlerden oluşan çeşitli koleksiyonlar oluşturabilirsiniz.

 

gogh


Kağıthane’de Cirit

 

  Türkiye’den de Pera (42 sanatçı, 140 eser) ve Sakıp Sabancı (39 sanatçı, 50 eser) müzelerinin bulunduğu projeye benim gibi, hayranlıkla göz gezdireceğinize ve mutlu yaşamanıza engel olmasa bile, uzun süredir güzel bir şeylerle karşılaşmamanın da sıkıcı bir şey olduğuna kanaat getireceğinize eminim.

 

 

   Bağlantılar:

- Google Art Project

.

02 Nisan, 2012

Christina’nın Dünyası’nın Kısa Bir Açıklaması


Andrew Wyeth
Christina's World 
1948


  Andrew Wyeth’in ünlü tablosu Christina’s Worldü (Christina’nın Dünyası) (1948) görüyorsunuz.

  Üzerine tıklayarak büyütülmüş halini görebileceğiniz bu harikulade resme daha önce rast gelmemiş yahut rast gelmiş ve fakat arka planıyla ilgili herhangi bir fikri bulunmayan kişiler için kısa bir açıklama yazmak istedim.

  Resimde görünen bölge, A.B.D.’nin Maine eyaletinin Cushing kasabasında yer almaktadır. Ressam Andrew Wyeth, yazlarını sıklıkla bu bölgede geçirmiştir. Wyeth, 1939 yılında  Christina ve Alvaro Olson kardeşler ile, Betsy James isimli (daha sonra Andrew Wyeth’in karısı olacak, o dönem 17 yaşında), yazlarını o bölgede geçiren bir hanımefendi tarafından tanıştırılmıştır.

  Resimdeki kişi, Christina Olson isimli, kas erimesi hastalığına yakalanmış ve yirmili yaşlarında yürüme kabiliyetini yitirmiş (muhtemelen çocuk felci sebebiyle) ve tekerlekli sandalye kullanmak istemediği için evinin çevresinde sürünerek dolaşan bir başka hanımefendidir.

  Andrew Wyeth, Christina’yı, evinin penceresinden dışarıya baktığında arazide dolaşırken görmüş ve çok etkilenmiştir. O görüntüyü o günden çok sonra, 1948 yılında, Christina 55 yaşındaki iken resmetmiştir. Resmindeki kadının kolları ve bacağı, eklemleri ve pembe elbisesi Christina’ya aitken, genç gövdesi ve başı, o dönem yirmili yaşlarında olan Betsy’ye aittir.

  Fiziksel engelli olsa da, ruhsal olarak hiçbir engelinin olmadığı söylenebilecek Christina’yla ilgili Wyeth, “Çoğu insanın umutsuz olarak nitelendireceği bu durumla ilgili onun hayata karşı olağanüstü zaferiyle ilgili doğru ve adil olabilmek, benim için en büyük zorluktu” demiştir.

  Bu noktada, Wyeth’in hayatıyla ilişkili önemli bir ayrıntı bulunmaktadır. Christina’yı resmetmeye başladıktan bir süre sonra Wyeth’in babası bir tren yolunda öldürülmüştür. Bunun üzerine Wyeth önemli bir değişikliğe gitmiş ve resmini yavanlaştırmış, hüzünlü ve sessiz bir hale büründürmüş ve sonuç olarak Christina’nın Dünyası isimli etkileyici resmi ortaya çıkarmıştır. Resim, hala New York’taki The Museum of Modern Art’ta bulunmaktadır.

   Solda, Olsonların evinin sonraki dönemlerde çekilmiş bir fotoğrafını görebilirsiniz.


   Bağlantılar:

- Kaynak: 1  -  2

.

27 Mart, 2012

Hürriyet, 1980 Ansiklopedik Yıllığı #5 - Merhaba 21. Yüzyıl #2


  İlgili Gönderiler:

- Hürriyet, 1980 Ansiklopedik Yıllığı  #1  -  #2   -  #3

- Hürriyet, 1980 Ansiklopedik Yıllığı  #4 - Merhaba 21. Yüzyıl #1



Kronolojik yurt ve dünya olayları, geçen yılın içte ve dışta en önemli 10 olayı, Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanlarının ve başbakanlarının biyografileri, geçen yılın sanat olayları, son 10 yılda dünyadaki en önemli gelişmeler, sağlık bilgileri, dünyadaki dinler, 21. yüzyıl dünyası, enerji, ekonomik ve dünya hareketlerinin incelenmesi ve tarihi, coğrafi konuları içeren binlerce bilgi…

Fiyatı: 100 LİRA

 

  Otuz üç yıllık bir kitaptan kayda geçirdiğim gönderilerin beşincisi, Hürriyet’in gözünden yirmi birinci yüzyılda bizlerin nelerin beklediğine dair öngörülerin de ikinci yazısıdır.

   Bu yazıda bahis mevzusu başlıkları,

  - Yosunların Önemi (yosun püresi, yosun salatası, soslu yosun haşlaması),

  - XXI. yüzyılda öğretmenlerin gereksizliği,

  - Garson kızların yerini alan robotlar,

  - Spor aktivitelerinde yeni rekorların kırılamaması nedeni ile başlayan roket rallileri

şeklinde özetleyebilirim

 

YOSUNLARI HOR GÖRMEYİN


  Aslında artan nüfus ve yoğun kentleşme sorunu içinde insanoğlunun ne süre taze besin sebze, meyve yiyebileceği merak konusu tabii. Aşı, besleyici vitamin ve gübreleme ile verimin artırılmasına karşılık, ekim yapılan alanların azalacağı gerçeği, 21. yüzyıl insanını bir kilo elmaya iki bin lira ödeme zorunda bırakabilir. Yiyecekten söz etmişken, Okyanusların el değmemiş sayabileceğimiz besin kaynağı yosunları unutmamak gerek. Bugün bazı uzak doğu ülkelerinde yenen yosunun 2000 yılının ev kadınınında pek rağbet edeceği bir yemek malzemesi olacağı şüphesiz.

(21. asırda ev işlerinin hemen hemen tümü robotlar tarafından görülecek. Hizmetçilikten sekreterliğe kadar her işi üstlenen robotlar tamir masrafı dışında hiç bir sorun çıkarmayacak hatta çocuğunuza dadılık bile edecekler.

  21. asrın ziyafet sofralarında yosun püresi, yosun salatası, soslu yosun haşlaması belki de şık kutularda sunulan protein peltelerinden vitamin haplarından çok daha leziz olacak. Hap derken şaka etmiyoruz. Şimdiden NASA’nın uzay adamları için hazırladığı konsantre paket yemeklerini kapış kapış alıp kullanan batının pratik kadınının 21 yıl sonra işin daha da kolayına kaçıp vakit almayan, mideyi yormayan sindirimi kolay besin haplarıyla sofra kuracağına kuşku yok. Hatta günün modern mutfak araçlarından sayılan bulaşık makinesinin bile bir kere kullanılıp atılan plastik kağıt veya benzeri bir maddededn yapılmış tabaklar yüzünden modası geçmiş ilkel araçlar sınıfına dahil edilmesi işten bile değil. Bu da günümüzün porselen pyrex ve plastik tabaklarına geçmiş asırdan kalma antika araçlar olarak anılma şerefini bahşedecek.

 

OKULLARDA ÖĞRETMEN YERİNE BİLGİSAYAR


  -Baba, okuldan seninle görüşmek istiyorlar"

  -Ne o, yine mi notların düştü?

  -Evet ama benim suçum yok. Ödevlerime yardımcı olan mini bilgisayarım bir haftadır tamirde.

  Ve kalkıyor, çocuğunuzu eğitmeye uğraşan bilgi dolu makinelerle göreşmek üzere 2000 yılının okuluna gidiyorsunuz. Bin hatta iki bin kişiyi içine rahatça alan, ekranlar, bilgisayarlar, elektronik aygıtlarla dolu amfiteatr biçiminde bir salona giriyorsunuz. Çocuğunuzun kayıt fişini, kontrol görevini yapan kompüterin deliğinden soktuğunuz an yine ışıklar yanıp sönüyor ve ekranda, o dönem alınan notlarla birlikte öneriler de sıralanıyor: Yetersiz. Ders programı iki saat daha uzatılacak. Eski ders saati 8.30-12.30. Yeni ders saati 8.30-14.30. Ya da çalışkan bir ortaokul öğrencisinin ekran dosyasına bir göz atalım: “Üstün başarı saptandı. Genel kültür, zeka, yetenek düzeyi yüksek. Üç dönem atlayabilir. Meslek eğitimine geçmeye hazır…”

  Evet, 2000 yılında öğrenim belki de böyle olacak. Ğeniş öğrenci kitlelerine ders veren, sınav yapan bilgisayarlar, yetersiz öğrencilere evde minik okul kompüterleri yardımıyla ödev hazırlamalarını önerecekler. Zeka ve yetenek derecelerine göre gruplandırılmış sınıflarda derslerin hemen ardından öğrenci, önündeki haberleşme düğmesine basarak egzersizleri kompüterlerin önderliğinde doğrulamalı olarak yapacak. Takıldığı an, oturduğu koltuğun kenarındaki küçük ekranda ana metin ayrıntılı olarak yeniden açıklanacak ve öğrencinin konuyla ilgili soruları özel olarak bilgisayar kanalıyla cevaplandırılacak. Eğer çocuğun hala bir şüphesi kalırsa evdeki merkezle bağlantılı mini okul bilgisayarı devreye girecek ve işin en güzel yanı; ana babaların çocuklarıyla birlikte akşamları problem çözme kabusu sona ermiş olacak.

image4


  MESLEKLER EL DEĞİŞTİRİYOR

  Muhteşem bir otelin kapısından içeri girdiniz diyelim. Resepsiyona ilerleyecek nasıl bir oda istediğinizi söyleyeceksiniz. Sese duyarlı, dört beş dil bilen resepsiyonist bilgisayarın kolu size oda kapınızın anahtar kartını uzatacak ve kimliğinizi konuklar listesine kaydedecek.

  Karnınız mı acıktı? İşte köşede büyük bir lokanta sizi bekliyor. Yalnız sevimli garson kızlar ümit etmeyin. Burada karnınızı ya tepsinizi parayla işleyen dev dolaplardan aldığınız yiyeceklerle dolduracak, ya da bugünkülere pek benzemeyen mekanik yürüyüşlü robot garsona menüden bir şeyler ısmarlamakla yetineceksiniz.

  Veya gürültülü komşunuzla mahkemelelik olduğunuz diyelim. İyi bir avukat gerek size. Gidip bir avukatlık firmasından tüm yasaları içeren bir makine kiralayacak ve koyulan kurallara uyğun muhakeme ve savunma yapabilen bir makinenin sizi yargıç önünde haklı çıkarmasını bekleyeceksiniz.

  Ya da diyelim mide ağrılarından şikayetçisiniz. Bir asır öncesinde olduğu gibi hemen doktora koşmak gereksiz. Kalkıp bir hastanenin teşhis servisine, uzman bir bilgisayara muayeneye gideceksiniz. Sizi tıbbın en gelişken yenilikleriyle baştan başa tarayan makine teşhisinizi koyup ancak ondan sonra tedavi için doktora yollayacak.

  Bu durumda kimbilir belki de 2000 yılının en geçerli meslekleri robot imalat bakım ve tamir firmaları, güneş pili yapımcılığı, uzay dünyü dolmuşçuluğu olacak. Günlerce gazetelerde ilan verip iş arayan bir tornacı ve petrol uzmanı sonunda eleman arayanlar sütunlarındaki şu isteklere göz gezdirmek zorunda kalacak: Okyanus dibindeki şantiyemizin mutfağı için doğal su ürünleri seçimi yapabilecek bir uzman aranıyor… Uzay psikolojisi konusunda en az beş yıllık iş tecrübesine sahipseniz bize başvurunuz… Biyonik aktörlerle dövüşecek 100 figüran alınacak. Müracaat: Uzay Stüdyoları, Hollywood…

image3


  REKORLAR KIRILMAZ OLUNCA

  Bugün tüm dünyayı heyecandan çılgına çeviren yüzme ve atletizm remortmenleri, 21. asırda önce bir süre biyonik yedek parçalardan medet umacak, bir noktadan sonra da o daldaki rekorları kırılamaz hale getirecekler. Böylece birçok spor dalı unutulurken rekorlara açık yeni branşlar örneğin roketlerin yarıştığı uzay rallileri ve astronot elbiseleriyle havada oynayan uzay futbolu doğacak.

  Diskotek ve konser salonlarında ise elektronik beyinlerin besteledikleri şarkı ve melodilerle eskisi gibi hızlı hareket etme yeteneğini yitiren gençliği, ellerinden geldiğince coşturmaya çalışacaklar. Yine de 21. yüzyılın en şanslı kişileri çocuklar olacak. Ellerinde suni dondurma, uzay lunaparklarında doyumsuz saatler geçirecek, gezerken otolardan inip roketlere binerek göktaşı savaşlarını izleyip astronot elbiseleriyle fotoğraf çektirerek çocuk olmanın hiçbir asır değişmeyen sevincini yaşayacaklar.

    

   Bağlantılar:

- Yazıdaki resimlerin kaynağı
.

21 Mart, 2012

Tolstoy’un Kamera Görüntüleri


  Aşağıdaki kayıt, Lev Nikolayeviç Tolstoy’un, ölümünden önceki iki yılından ve ölüm döşeğinden görüntüleri içermesinin yanında, Tolstoy’u gömen adamları da ortaya çıkarmıştır.

 

.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
Web Analytics